Çocukların duygusal dünyasında yaşadıkları düğümleri çözmenin en sağlıklı yolu, onların kendi dilleri olan oyunu kullanmaktır. Gelişimsel süreçlerde veya davranışsal sorunlarda, alanında uzman bir çocuk psikoloğu rehberliği ailenize ışık tutabilir. Özellikle Antalya oyun terapisi uygulamalarıyla çocuğunuzun kendini güvende hissederek ifade etmesini sağlarken, eğitim ve gelişim takibinde deneyimli bir Antalya çocuk pedagog desteğiyle geleceğe daha sağlam adımlar atabilirsiniz; çocuğunuz için en doğru uzmanı sayfamızın devamında inceleyebilirsiniz.
Pedagog Berna ÖZTÜRK
Berna ÖZTÜRK
Pedagog - Psikolojik DanışmanOPTİMUM PSİKOLOJİ
Detaylı bilgi ve danışan yorumları için tıklayınız.Pedagog Berna Öztürk, lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü’nde tamamlamıştır. Lisans eğitimini tamamladıktan sonra kliniklerde ve farklı kurumlarda aktif olarak çalışmıştır.
Hâlen Optimum Psikoloji Antalya şubesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren Berna Öztürk; çocuk, ergen, yetişkin, çift ve ailelere yönelik psikolojik danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Yoğun olarak çocuk ve ergenlerle çalışmaktadır
Çalışma Alanları
-Oyun Terapisi -Çocuk ve Ergen Psikolojik Danışmanlık -Ebeveyn Danışmanlığı -Psikolojik Testler -Gelişim Testleri -Filial Terapi
Okul fobisi, ayrılık anksiyetesi, Enkoprezis (dışkı kaçırma), enürezis (alt ıslatma), akran zorbalığı, yalan söyleme, çocukluk mastürbasyonu, fobiler, tırnak yeme, dikkat eksikliği, dürtüsellik, hiperaktivite, DEHB, saldırganlık ve öfke problemi, kekemellik, seçici mutizm, karşıt gelme, özgüven eksikliği, öğrenme güçlüğü, otizm, iletişim sorunları, istismar vs çocuk & ergen davranım bozuklukları.
Danışan Tavsiye ve Yorumları
ÇOCUKLARIN ANA DİLİ : "GEL SENİNLE OYNAYALIM"
Yetişkinler dünyayı kelimelerle, çocuklar ise oyunla anlamlandırır. Bir yetişkini terapi odasına aldığımızda ondan "anlatmasını" isteriz; ancak bir çocuğu iyileştirmek istediğimizde onu oyun odasına davet ederiz. Çünkü oyun, çocuğun henüz kelime dağarcığına sığdıramadığı korkularını, öfkelerini ve hayal kırıklıklarını sahnelediği en güvenli tiyatrodur. Bilimsel olarak bakıldığında, travmatik anıların ve yoğun duyguların kayıtlı olduğu sağ beyin yarımküresine, sol beynin mantıksal kelimeleriyle ulaşmak zordur. Oyun terapisi tam bu noktada devreye girer; çocuğun bilinçdışındaki düğümleri, semboller ve metaforlar aracılığıyla çözdüğü nörobiyolojik bir tercümanlık görevi görür.
Bu odada oyuncaklar basit nesneler değil, çocuğun kelimeleridir. Yırtıcı bir dinozor bazen "öfkeli bir babayı", köşeye saklanmış bir tavşan "utangaç ve korkmuş benliği", sürekli yıkılıp yeniden yapılan kuleler ise "kontrol etme arzusunu" temsil eder. Çocuk, gerçek hayatta pasif bir şekilde maruz kaldığı ve baş edemediği zorlayıcı olayları (boşanma, kayıp, travma), oyunun güvenli sınırları içinde tekrar tekrar canlandırır. Ancak bu kez senaryonun yönetmeni kendisidir. Terapist eşliğinde gerçekleşen bu süreçte çocuk, yaşadığı kaosu oyun yoluyla "sindirilebilir" parçalara böler, o duyguyu işler ve üzerinde bir ustalık (mastery) kazanarak travmanın etkisinden özgürleşir.
Oyun terapisi, sadece anlık bir rahatlama değil, çocuğun gelişmekte olan beyninde (nöroplastisite) kalıcı ve sağlıklı sinaptik bağlar kuran bir yeniden inşa sürecidir. Çocuğun "Ben değerliyim, duygularım kabul görüyor ve zorluklarla baş edebilirim" inancını kökleştirir. Bugün oyun odasında kırık bir bebeği tamir etmeye çalışan bir çocuk, aslında kendi içindeki kırgınlıkları onarmaktadır. Bir çocuğun oyununa eşlik etmek ve onu orada anlamak; gelecekte yaralı bir yetişkinin anlatacağı hikayeyi, daha o hikaye yazılırken mutlu sona çevirme fırsatıdır. Çünkü kuşlar uçar, balıklar yüzer, çocuklar ise oynayarak iyileşir.